Avrupa Birliği Topraklarına İlk Adım - Viyana

Bir Aylık schengen alınmış (kuyumcu tartısıyla veriyorlar mübarek) hazırlıklar yapılmış işe veda edilmiş ve avrupa birliği topraklarında turistik ilk adım için yola koyunulmuş...

Bu yazımda gerçekten Avrupa'ya ilk girişimde yaşadıklarımı hissettiklerimi paylaşacağım. Öncelikle Bahreyn'de macaristan büyükelçiliği olmadığı için Fransız elçiliğinden Avusturya vizesi alabildik. Asıl plan yılbaşını Budapeşte'de geçirmekti (Hay geçirmez olaydık). Buyrun bu müzikle başlayalım 1. Viyana seferimize.

Yukarıdaki paragrafta 1. Viyana seferi dememin nedeni yılbaşını budapeştede geçireceğimiz ve ilk girişi vize alabildiğimiz viyana olmasından dolayı viyana konaklamamızın arasına budapeşte ve bratislava yerleştirmemizdir.

Öğlen 12 gibi sabiha gökçen'den pegasus ile Viyana'ya doğru hareket ettik. Ettik derken arkadaşımla beraber gidiyorum. Yaklaşık 2 saatlik bir uçuşun ardından Viyana havalimanına indik. Almanca'da havalimanına Flughafen diyorlarmış bunu da burdan öğrendik. Uçak süzüle süzüle alçalırken meraklı gözlerle etrafı inceliyordum. Gelmeden önce biraz araştırmıştım ve okuduğum kadarıyla burada yaşayanların içerisinde ciddi bir Türk nüfusu varmış. Zaten bunu şehrin içinde biraz dolaşınca çok net anlayabiliyorsunuz. Gidilecek yerleri ve konaklama bilgilerini ezbere almıştım zaten.

Havalimanında ilk gözüme çarpan şey havalimanının ekstra kalabalık olmaması bir nebze küçük olması ama inanılmaz temiz ve lüks olması oldu. Her tarafta raiffeisen bank'ın Viyana Havalimanı Pasaport KuyruğuViyana Havalimanı Selfiesisarı üzerine siyah logoları görünüyordu. İçeri doğru gelip pasaport kuyruğuna girdiğimizde yine Cem Yılmaz'ın anlatımındaki gibi EU, All Passports tabelaları gözümüzün içine girdi. All Passports için beklerken EU'cular gitti girişlerini yaptı ve biz de EU tarafına doğru ilerledik. Öyle bir izlenim yaratmışlar ki bizde planladığımız tatil boyunca kalacağımız tüm otellerin, aldığım tüm maç biletlerinin, tren yolculuklarının, sigorta belgesinin çıktısını dosyalayıp yanımıza aldık. Düşündüğüm şey bize detaylı sorular sorup terletmeleriydi. Lakin oradaki kadın aldı pasaportumu vize sayfasını açtı pasaporta damgayı vurdu ve pasaportu geri verdi. Tüm bunlar saniyeler içinde olurken ben yine terlemiş bir vaziyette bir sorun çıkmasa da plan iptal olmasa diye bekliyordum. Zira vizeyi beklerken de baya temkinliydim. Ben yine de ne olur ne olmaz diye hızlıca uzaklaştım oradan ve ileride duty free'nin önünde arkadaşımı beklemeye başladım elimde özenle arşivlenmiş dosyalarımla...

Metro duvar gravitileriViyana Tren BiletiŞimdi Avrupa Birliği topraklarına girilmiş ama şehre gidilmesi gerekmekte. Ben oraya çalışmamıştım işte :( tam da çalışmadığım yerden çıktı ilk soru. Oradan bir harita alıp ÖBB trenlerinden bilet aldım. Kalacağım yer MuseumsQuartier yakınlarında olduğu için direkt oraya 2 tane bilet aldık. Totalde 7,80€ ödeme yaptık ve bu ödeme gittiğimiz dönemde yaklaşık 30 tl'ye denk geliyordu. Bugün -23 Mayıs 2018- ise 38 tl civarı. Evet 5 ayda 22% fark var arada ama konumuz bu değil. Trene bindik ve hareket başladı. Tren'de Aksaray - Atatürk havalimanı metrosu havası vardı. İçi turuncu ve etrafı da bildiğin grafitiler ile süslü duvarları gören bir yolda ilerliyorduk. Benzememesi için hiç bir neden yoktu. Yolu yanımızda bulunan çifte soralım dedik eleman türk çıktı. Yanındaki kız arkadaşı Avusturya'lıydı ve sağolsunlar baya yardımcı oldular. Bir yere gelip aktarma yapacaktık. Bu arada trende hemen 3-4 tane kondüktor bilet kontrolü yapmaya başladı. Siz siz olun biletsiz binmeyin. Aktarma noktasına gelince tekrar birine sorduk sağolsun o kadın da baya yardım etti. Ve bir yerden çıkmayı başardık.

Viyana Ulusal Tarih MüzesiMetro merdivenlerinden çıkar çıkmaz sağdaki gibi bir manzara ile karşılaştım. İnanılmaz derecede ihtişamlı ve detaylı mimariydi. Resmen çıkarken bir opera sahnesinin açılışı gibi tatatatammm şeklinde bir sahne çıkmıştı karşıma. Alkışlamamak için kendimi zor tutuyordum. Etraf oldukça sakin ama inanılmaz etkileyiciydi. Viyana Ulusal Tarih Müzesi ve çevresiyle o barok mimariyi her tarafta yaşıyordu şehir. Binaların üzerinde sağında solunda pencerelerinde bile inanılmaz motifler, heykeller bulunuyordu. Zaten habsburg ailesi Viyana için çok ciddi eserler ortaya çıkması için para dökmüş zamanında okuduğum kadarıyla. Zaten Osmanlı'nın çöküş dönemi kendilerinin yükseliş dönemine denk geliyor.

Hotel'e doğru yürümeye koyulduk. Viyana merkezinde konaklamak istiyorsanız gecelik minimum 100€ gibi bir rakamı gözden çıkarmanız gerekiyor. Hostel vb. tercihler ile max. 30-40€ lara kadar inebilirsiniz. Ha 20 kişilik yatakhaneleri bulunan hostellerde 15-20€ ya kadar kalabilirsiniz orası size kalmış. Ama kesinlikle pahalı olduğunu tekrar tekrar vurgulamaktan çekinmeyeceğim. Gerçekten inanılmaz ötesi bir pahalılık bulunuyor viyanada. 100€ bizim için ciddi bir rakam iken orası için hiç bir şey bunu unutmayın.

Ferdinand Raimund Heykeli - StatueKırmızı ışıkta geçen ortadoğuluya bakan avrupalıİlk köşeyi dönerken yolumuzun üstünde bir heykel gördük Ferdinand Raimund adında bilmediğimiz bir adamın. Oldukça ilgi çekiciydi. Gidip hemen fotoğraf çekmemiz gerekiyordu ve bunun için beklenilmesi gereken bir kırmızı ışık vardı. Kırmızı ışık için öyle rasgele beklerken iki tane ayıptır söylemesi fıstık gibi hatun geçerken bize almanca bir şeyler söylediler. Biz de mühendislik yeteneğimizi kullanarak söylediklerinin burası bisiklet yolu lan az ötede bekleyin olduğu sonucuna vararak az ötede bekledik. Işık yandı karşıya geçtik ve ferdinand abi ile fotoğraflarımızı çektik. Sonra tekrar yürümeye başladık. Giderken İbrahim Tatlıses melodisi çalındı kulaklarımıza. Ben önce bilinçaltımın bana bir oyunuymuş gibi davransam da Mesut'un da kulağına gelmesiyle sesin dışardan geldiğini anladım. Şaşırtıcı bir şekilde taksinin biri son ses İbrahim Tatlıses müziğiyle park ediyordu. Az ilerde Mesut'un Avrupalılaşmasına şahit oldum. Kırmızı ışıkta geçmedi adam karşıya. Bildiğin yol bomboş 2 şeritlik bir yol ve ne sağdan ne de soldan araba geliyor. Neden bekleyeyim ki. Adam bekledi hemen bana bakıp uzaktan a..k.. ortadoğulusu ne işiniz var burdan minvali bakıyordu bana. Ben tabi sallamadım ama bir sonraki kırmızı ışıkta bunun yanına 2 tane avusturyalı da eklenip bön bön bakınca ben de artık kırmızı ışıkta beklemeye başladım. Avrupa insanı medenileştiriyor derlerdi de inanmazdım.

Viyana serimizin ilk yazısı bu şekilde. Birkaç yazı ile viyanada yaşadığım gördüğüm tüm detayları paylaşmaya devam edeceğim. 

418

(0) Yorum

Yorumlar