Bosna Hersek Gezi Anıları - 1 Saraybosna Turu

Bosna Hersek Gezi Anıları - 1 Saraybosna Turu
19 Ekim 2017Kişisel YazılarPrint This Article

Bosna Hersek havadan görünüş

Bahreyn’de geçen yorucu bir dönemin ardından gelen ani bir başka bir yurtdışı ülkesi gezme fikrinin ilk durağı saraybosnadayız. Saraybosna’ya İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanından yaklaşık 1 saat 30 dakikalık pegasus uçuşu ile gittik. Balkanlara girdiğinizi uçaktan rahatlıkla anlayabiliyorsunuz çünkü bir anda yüksek şekilsiz apartmanlardan ufak çatılı evler ve etrafındaki uçsuz bucaksız yemyeşil doğayla karşılaşıyorsunuz.

Ben Saraybosna’ya anı tur aracılığıyla tam da izin dönemine denk gelecek şekilde gittim. Tur Saraybosna’nın yanı sıra Mostar,Poçitel ve Blagaj’ı da kapsıyordu.

Havaalanına indiğimiz zaman İstanbul ile kıyaslandığında çok çok ufak ve eski bir havalimanı ile karşılaşıyoruz. Uçaktan inip pasaport kontrolüne gittiğimizde dönüş biletiniz ve otel rezervasyonunuz var ise oldukça hızlı bir şekilde giriş yapabiliyorsunuz. Benim gibi pasaportunuzda arapça damgalar çoğunlukta ve tekseniz biraz soru yiyebiliyorsunuz. En sonunda kadının oflayarak hadi al gözüm görmesin tarzında pasaportu vermesiyle beraber geziye başlayabildik.

Saraybosnaya indikten sonra ilk ziyaret ettiğimiz yer başçarşının (bascarsija) biraz yukarısında bulunan Aliya Izzetbegovic’in kabri ve şehitlik oldu. Şehitliğe vardığınız zaman özenle korunduğunu ve tamamının 92-95 yılları arasında hayatını kaybettiğini görebilirsiniz. Saraybosna’da iç savaşın izleri hala taptaze duruyor. Bunu ben de gittiğim zaman duymuştum fakat tahminim anı olsun diye 1-2 yerde bırakıldığı yönündeydi. Oysa şehrin neredeyse her yerinde üzerinde yüzlerce kurşun deliği olan binalar – yapılar görebilmek mümkündü. Zaten direktmen hüzünlü bir başlangıç yaşıyorsunuz geziye. Hotel Europe önünde sırp keskin nişancıların barış gösterilerine ateş açması (Olga ve Suada), ünlü katliam pazarı derken herkesi her şeyi yerinde yaşamak buruk bir başlangıç yaşatıyor insana.

Aliya Izzetbegovic anıtmezarı ve bosna şehitliği

Aliya Izzetbegovic kabri ve Bosna şehitliği

Dile kolay 1400 küsür gün kuşatma altında kalmış her tarafı bombalanmış yakılıp yıkılmış ve küllerinden doğmuş bir şehirden bahsediyoruz. Hala etkisini net bir şekilde yansıtarak aslında maddiyatın paranın evin bazen pek bir değerinin olmadığını gösteriyor insana. Denilene göre iç savaştan hemen 1 gün önce sırp keskin nişancıları tarafından öldürülen iki kız varmış. Bunlar Olga Susiç ve Suada Dilberovic. Holidaİsimleri Miljacka nehri üzerinde bir köprüye verilmiş durumda. Ve köprünün üzerinde şu dizeler yazıyor “kap moje krvi potece i bosna ne presusi” yani türkçesi “bir damla kanım aktı , bosna kurumadı”...

Bu buruk anıların ardından başçarşı kısmına geçtik ve turumuzun asıl kapsamına başladık. Başçarşı milli kütüphanenin hemen arkasında bulunuyor. Milli kütüphane zaten kendini hemen mimarisi ile belli etmekte. Bu arada milli kütüphane de savaş döneminde 5 gün boyunca yanmış ve bosna hersek ile ilgili birçok eser yanarak ortadan kaybolmuş.  Restorasyon ile beraber tekrar günümüze gelen yapı hemen nehrin kenarında oldukça güzel bir şekil ile saraybosnaya renk katmakta ve şehrin sembollerinden biri olmaktadır. Restorasyon demişken restorasyon konusunda TİKA’nın logosunu birçok yerde görebilirsiniz. Türkler bu eserlerin restorasyonları için ciddi bir çaba içerisindeler.

Bosna Milli KütüphanesiBosna Milli Kütüphane Yanıyor

Tekrar başçarşıya dönersek tamemen osmanlı mimarisini barındıran başçarşıda girişte hemen meşhur bir sebil ve etrafında çatılı tek katlı dükkanlar bizi karşılıyor. Bazı yerlerde Çaykur logoları görebiliyoruz. Zaten Türkiye’de herhangi bir tv programı yapıldığında yayın yapılan yer olan başçarşı oldukaç mistik bir hava ile bizi yüz yıl geriye götürüp o ortamı yaşatıyor. Başçarşı’da birçok hediyelik eşya ve bölgeye ait yemek yeri bulabilirsiniz. Yemek konusuna ayrıca değineceğim.

Saraybosna Başçarşı

Morica Han'da Boşnak Kahvesi

Başçarşıdan az içeri girdikçe daha eskilere Osmanlı’ya ait taş eserlerin bulunduğu bölgeye giriyorsunuz. Burada camiler medreseler ve hanlar gibi yapılar bulunmakta. Yine buralarda o kadar çok türk ile karşılaşıyorsunuz ki garsonlar bile türkçe konuşur hale gelmiş. Bir han’da kahve içerken tuvaletin yerini ingilizce sorduğumda gençten aldığım cevap “ijerde solda” şeklinde olmuştu. Kahve demişken burada kahve istediğimizde kahveler cezvede yanında lokum ve iki tane şeker ile beraber geldi. Ben tabi fincana doldurup iki biraz şeker ekleyip karıştırmayı denerken boşnak rehberimiz burda daha çok şekeri kıtlatmanın olduğunu söyledi. Kahve içerken şekeri fincana batırıp kıtlatarak yenilebiliyor. Morica Han mutlaka görmeniz gereken yerlerden birisi.

Sur Galatasaray Saraybosna bosna hersek restaurantTekrar az ilerlediğimizde Gazi Hüsrev Bey camiisinin hemen yanında bir çeşme ile karşılaşıyoruz. Aslında bir değil de iki tane akan su ile karşılaşıyoruz. Bu iki çeşmeden rivayete göre soldan içen tekrar saraybosnaya gelecek sağdan içen ise buradan birisi ile evlenecekmiş. Çeşmenin hemen yukarısında ise Galatasaray bayrağı dikkatimizi çekiyor. Eski Galatasaray’lı futbolcu ve Türkiye liglerinin ilk yabancı gol kralı Tarık Hodziç’in Sur Galatasaray adlı restaurant’ı bulunmakta. Kendisi de vaktini orda geçiriyor anladığım kadarıyla. Hemen gittik içeri bir tur attık. Duvarlarda onlarca fotoğraf bulunmakta. Kendisi de türkçe konuşabiliyor ve oldukça sıcak bir adam. Fotoğraflardan hemen dikkatimi taçsız kral metin oktay ile çekildiği fotoğraf çekti. Keza fatih terim, ahmet davutoğlu, abdullah gül gibi bir sürü ünlü isim ile fotoğrafları vardı. Üst köşede de eski başkan alp yalman’ın kendisine gönderdiği Atatürk fotoğrafını ayrı ve dikkat çekici bir şekilde sergiliyordu. Akşama yemek yemeye geleceğimizi söyleyerek ordan ayrıldık ve Ferhadiye caddesine doğru yol aldık. 

Sarajevo Meeting Of Cultures

Saraybosna satranç oynayan emekliler Aliyaizzeybegovic parkıFerhadiye (Ferhadija) caddesine girdiğimiz zaman bir anda osmanlı mimarisinden avusturya-macaristan mimarisine geçiyoruz. Hatta caddenin girişinde yerde bir pusula boyası ile osmanlı tarafı doğu ve avusturya macaristan mimarisi batı olacak şekilde sarajevo meeting of culture yazısı bulunmakta. Ferhadiye caddesi yapı olarak bizim istiklal caddesini anımsatmakta. Yine kalabalık ve binaları da benzer şekilde. Caddede az yürüdükten sonra karşımıza bir katedral çıkıyor. Katolik katedralinin önü genelde insanların buluşma noktası olarak görülmekte. Cadde üzerinde bir çok oturma yeri bulunmakta. Biraz daha ilerledikten sonra sol tarafta güzel bir park ve parkın ortasında satranç oynayan emeklileri görebiliyoruz. Bu satranç masalarda değil bizim üniversitelerdeki gibi büyük piyonlarla,taşlarla oynanıyor. Etrafta da birçok emekli oynayanları izliyor. Hemen parkın ortasında güzel bir özgürlük heykeli bulunmakta. 

Saraybosna sönmeyen ateşYine parkın yanında hemen bir ortodox kilisesi bulunmakta. Parktan tekrar ferhadiyeye döndüğümüz zaman karşımıza Gradska Trznica yazılı bir yapı çıkıyor. Yapı ile ilgili tahminlerimizde oranın belediye binası olduğunu opera binası olduğunu tahmin ettik ama kimse içinde sucuk peynir yumurta satıldığını tahmin edemezdi. Evet inanılmaz derecede güzel bir yapının içerisinde bildiğin pastırma sucuk dükkanları kasaplar bulunmakta. Biraz daha ilerlediğimiz zaman ferhadiye caddesinin sonuna geliyoruz ve saraybosnadaki ilk turumuzun kapsamı sona eriyor. Şu ana kadarki izlenimlerde beklentileri yüksek tutmamanın getirmiş olduğu bir memnuniyet bulunmaktaydı. Caddenin sonunda adı sönmeyen ateş olan bir anıt bulunmakta. Bu anıttaki ateş gaz ile yanmakta ve 1.dünya savaşını anmakta ayrıca hiç sönmemekteymiş. Sadece 2.dünya savaşında ve 92-95 yıllarındaki iç savaşta sönmüş.

Gradska TrznicaSaraybosna sucuk pastırma pazarı

Şehrin ana gezilecek yerleri Miljacka nehri kenarında yer alıyor ve bu nehir boyunca giden bir tramvay bulunmakta. Tramvay konusunda avrupadaki ilk tramvayın kullanıldığı yerin saraybosna olduğu söylenmekte. Avusturya-Macaristan’ın Viyana’dan önce denemek için saraybosnaya kurduğu söylenmekte. Tramvaylar burada oldukça eski ve bakımsız. Hatta iki tane tramvay’ı konya belediyesi hediye etmiş. Bunlar da alındığı gibi kullanılmakta ne üzerindeki yazılar,ikazlar ne de durak isimleri değiştirilmiş. Hangi durakta ineceğimize baktığım zaman selçuk uni durağını görünce anladım olayı. Tramvay biletleri 1.60 km normalde fakat şöförden alındığı zaman 1.80 km’ye çıkmakta. Km yani konvertible mark Bosna Hersek’in para birimi € ile sabitlenmiş durumdadır. 1€ = 2KM şeklinde hesaplayabilirsiniz. 

Boşnak BöreğiBosna Hersek’te ne yemeli konusuna dönersek eğer bosna hersekte meşhur iki yemek bulunmakta. Bunlardan biri meşhur boşnak böreği diğeri ise cevapi ya da sırpların da kullandığı cevapcici dedikleri bizim inegöl köfteye benzeyen parmak köfteler. Öncelikle boşnak böreğini denedik. Buregdzinica isimli birçok börekçi bulunmakta burada. Bu börekler tepsinin ortasından başlayarak dalga dalga rulo yapılmış şekilde sarılır. Bizim böreklerden farkı ise fırında değil de közde pişmesi. Evet közde pişmesinden midir bilinmez inanılmaz hafif bir lezzeti bulunmakta. Ben peynirli kıymalı ve patatesliden karışık aldım. İstenildiği zaman üzerine akıcı bir yoğurt dökülebiliyor. Ben döktüm ve inanılmaz keyif aldım. Börek konusunda kesinlikle haklarını vermem gerekmekte. Böreğe kendileri de burek diyor ve fiyat olarak da tam hatırlamasam da porsiyonu 8-10 tl bandında olması lazım. Ayrıca porsiyonları da oldukça büyük. Ayrıca böreğin yanında genelde ayran içiliyor fakat onların ayranı inanılmaz katı. Yani yoğurt içiliyor dense yeri. Zaten adı da yogurt.

Cevapi ya da cevapcici (menude cevapcici yazıyordu ama cevapciciyi daha çok sırbistan ile ilgili duymuştum) burada yuvarlak bir ekmeğinyarısı kesilir içi açılır ve içine konarak servis edilir. Yanında soğan ile servis ediliyor. Ayrıca yanında hardal ve yoğurtlu – kremalı bir sos da bulunuyordu. Biz bunu Hodzic’in mekanında yemeye karar verdik. Gittik ve hodzic bize güzel bir sofra kurdu. Ben sadece cevapi yiyecektim fakat kendisi süt danası da önerdi bana. Türkiye’de yok demesiyle beraber tamam yap gitsin dedim ve yemeğimizi Galatasaray mekanında galatasaraylı fotolarla bayraklarla beraber yedik. Hodzic’e ayrı parantez açılması gerek zira kendisi inanılmaz sıcakkanlı. Çok beğenilen peynire yarın gelin beraber gidelim alalım demesi bizimkilerin yarın akşama kadar gelemeyeceklerini söyleyip kendisinin alıp dükkana getirmesi inanılmaz güzel bir şeydi. En büyük cimbom fenerin kocasi lafları ortalığı kırıp geçirmeye yetmişti.

Saraybosna’da Vrelo denen bölge benim Bahreyn’deki 6 aylık yorgunluğuma resmen ilaç gibi gelecek bir ortam oldu. (Tamamen yorgunluğu beyinden ayağa iten sırbistandı onu ayrı bir yazıda yazacağım). Gittiğimiz yer Ilıdza diye de geçiyordu. Açıkçası ikisi arasındaki farkı tam bilmiyorum ama biz ılıcaya gittik öyle diyebilirim. Ilıca diye tabir ettiğimiz bölge inanılmaz büyük bir doğal alan. İçerisinde ufak göletlerin , kuğuların ördeklerin bulunduğu kocaman ağaçların arasından yürüdüğümüz yeşilliklerle dolu tertemiz havaya sahip bir alandı burası. Sonbahar olmasının getirdiği serinlik ve yanımızdaki diz seviyesindeki suların getirdiği ferahlık ile baya bir turladık buralarda. Öyle bir yer ki burası önün arkan sağın solun ağaç şeklinde sıralanıyor. Faytona binip gezebiliyorsun. Sevgililer banklarda oturup zaman geçirebiliyor ve tam anlamıyla huzur sağlıyor. Ayrıca tamamen yan yana dizili ağaçlardan oluşan yol da görülmeye inanılmaz şekilde değerdi. Burada geçen zaman tamamen size huzur ve rahatlama olarak dönecektir.

Vrelo Ilıdza Sarajevo

Saraybosnanın en önemli yerlerinden biri olan latin köprüsüne geldik. Burası Avusturya Macaristan Velihat Prensi Franz Ferdinand ve eşinin öldürüldüğü yer. Hemen köprünün yanında bir müze bulunmakta. Müzeye giremedik fakat önündeki ekranlarda olayların gelişimi ile ilgili bilgilendirmeler bulunmakta. Tam da öldürülmeden 1 dakika önce çekilmiş fotoları ile Franz Ferdinad, onu öldüren sırp milliyetçisi Gabriel Princip’in resimleri ve daha önemlisi birinci dünya savaşının başlangıç noktası olması değişik duygular yaşattı. Yıllar boyu kitaplarda okuduğumuz şeylerin yaşandığı yerdeydik. Bu arada latin köprüsü ile başçarşı arasında pek bir mesafe yok. Biraz daha ilerlediğiniz zaman SCC alışveriş merkezine de gidebiliyorsunuz. Normalde gittiğim ülkelerde avmlerde çok zaman geçirmeyi sevmem ama buradaki görmek istedim. Gittiğim zaman inanılmaz basık bir ortam ile karşılaştım. Onun dışında diğer avmlerden çok bir farkı yoktu.

Saraybosna’da gece hayatı konusunda pek anlatabileceğim bir detay yok fakat city lounge,city pub ve cheers gibi meşhur mekanların içini gezdim. Genelde pub tarzı yerlerdi buralar. Zaman olarak çok vakit olmadığından çok gezemedim buraları.

Not: bosna’da çok sık korna sesi duyamayabilirsiniz bunu da bir dipnot olarak ekleyelim.

584 Görüntülenme sayısı
  1. Yorum Icon
    10/20/2017 9:14:57 PM#1Gezilecek yerler

    Saray Bosna açık ara en güzel Balkan kentidir. Çok severim. Teşekkürler

    Yorumu Cevapla

BİR YORUM YAZIN

Bilgileriniz Güvende!E-Posta adresiniz ve diğer bilgileriniz kimseyle paylaşılmayacaktır.