Geçmis Istanbulu Bugünün Gözüyle Izlemeye Ne Dersiniz? (Zaman Makinesi 1973 Filmi)

Onlarca bilim kurgu filmleri arasinda en çok ilgimi çekenlerden biri Zaman Makinesi 1973. Ancak filmin efsane olmasindan degil sadece biraz bile olsa eski Istanbul hayatini günümüzün teknolojisi ile çekmis olmalari.

Filmi izlemek zor karar olmustu benim için. Sebebi komedi adiyla çikmis birçok filmin güldürmemesi güldürmezken de düsündürmemesi olmustu.  Bu filmi de izlerken çok düsük beklentilerle izlemeye çalistim. Açikçasi beklentilerimi karsiladi. Hatta minimum beklentiyle izlediginiz zaman film güzel de gelebiliyor.

Zaman Makinesi 1973’ünen güzel tarafi geçmis dönem Istanbul’unu yansitmaya çalismalari. Yarim duran bogaz köprüsü; köprüye yakin plajlar ve daha az beton. Oldukça samimi gelen birkaç fotografi canlandiriyor. Bugün yerlerinde cafeler,restaurantlar,apartmanlar olan o mekanlar zamaninda plajken yesillikken nasil görünüyor bunlari bize açikçasi güzelce tasarlamislar.

Nostaljiyi tadinda yaparsan güzeldir. Üzerine bir tutam da komedi serpistirirsen tadindan yenmez

Filmimizin basrol oyuncusu daha önce Gürgen Öz ve son zamanlarin yildizlarindan Seda Bakan. Yine Ferdi Sancar ve Mustafa Uzunyilmaz’in da filmde rollerinin hakkini verdigini söylemek mümkün.

Film dönemin siyasi olaylarina – sag sol kavgasina - da mizahi bir dille deginmis. Parkali sürekli duvarlara slogan yazan solcu tipler ve ceketli mümkün oldugunca biyikli ocaklarda takilan sagci tipler. Bunlar bize gösterildigi gibi birbirlerine olan düsmanliklari oldukça mizahi bir dille anlatilmis. Keza parkali gençligin duvar yazilarina günümüz duvar yazilarinda olan “Kahrolsun Bagzi Seyler” ve “Çare Drogba” gibi geçmiste anlami olmayan fakat su an her duydugumuzda güldügümüz sloganlara geçmisin tepkisini de yine güzel bir mizahla vermis.

Filmde kahkahalar atacak kadar komik sahneler yok ama siritarak izleyeceginiz bir çok sahne var. Ben filmi izlerken açikçasi Istanbul’un o zamanki hali ile simdikini halini görüp üzülmüyorum desem yalan olur. Sik sik gördügüm sahiller, yesillikler ve günümüzün betonu aklima gelip film içinde ufak hüzün yasamama neden oluyor. Filmin sik sik araya giren neseli müzigi de yine filmin dönemine inmemize olanak sagliyor.

Açikçasi geçmise gidilen bir filmde gelecege dönüs filmindeki gibi tesadüfleri görmek oldukça hosa giden bir senaryo olmus. Bir sekilde kendi köklerine uzanan kendi ailesinin geçmisini gören karakterimizin yerine kendimizi koyabiliriz. Düsünsenize babanizin ve annenizin küçüklügüne; dedelerinizin ve ninelerinizin gençligine gidebildiginizi. Oldukça ilgi çekici olmaz miydi.

Film dönemin havasini çok güzel bir sekilde yansitiyor. Bunlara konusmalardan da rastlamak mümkün. Günümüz tarzi ile degil de daha dikkatli bir sekilde dönemin dili ekranlarimiza güzel yansitilmis.

Film oturup sevgiliyle,aileyle ya da tek basina izlendigi zaman oldukça hos vakit geçirmenizi saglayabilecek türden bir film. Vaad ettigi inanilmaz kahkahalar ya da muhtesem ask hikayeleri degil ama eger biraz geçmise gidelim o dönemdeki hayati bugünden giden birinin gözü ile izleyelim derseniz dogru filmi seçtiginizden emin olabilirsiniz.

1027

(0) Yorum

Yorumlar