Budapeşte'ye Ayak Bastık! Budapeşte ile ilgili ilk izlenimler

Viyana'dan Budapeşte'ye Ayakta Yolculuk Macerası yazımda yer alan tren yolculuğumuzun varış noktası Budapeştedeyiz. Budapeşte ile ilgili gelmeden önce yaptığım araştırmalarda şehrin üzerinden önce nazilerin sonra da sovyetlerin geçtiğini öğrendim. Zaten şehrin merkezinde üzerinde hem nazi hem de sovyet ikonlarının olduğu bir terör müzesi bulunmakta. 

Budapeşte Terör Müzesi

Budapeşte terör müzesi

Budapeşte şehri tam ortadan geçen tuna nehri ile ikiye ayrılıyor. Tuna nehrinin gerçekten etkisini hissettiği en önemli şehirlerden burası. Hatta şehrin sembolü tuna nehri desek yeridir. Bir tarafta tarihi, kaleleri meşhur balıkçı tabyası (fisherman's bastion) ile buda diğer tarafta parlamento sarayı, kahramanlar meydanı, Bazilikası ve bu binaların boyunu geçmeyen binalarıyla peşte. Her iki yakayı birleştiren zincir köprüsü ile aslında hiç de fena olmayan bir şehir budapeşte. Biz kışın ayazında gittiğimiz için üşümedik değil ama şimdi ilk izlenimlerimi paylaşayım.

31 Aralık 2017 öğleden sonrası yorucu geçen ilk gün, tam randımanlı uyunamayan ilk gece ve aşırı rahatsız yolculuktan sonra nihayet budapeşteye vardık. Viyana ile ilgili söylediğim ne varsa tersi burada. Eski neredeyse harabe bir tren istasyonu, gayet normal-standart görünümlü insanlar ve basık bir hava. Evet budapeştede o gün güneş vardı ama inanılmaz kasvetli bir ortamı vardı şehrin. Budapeşte kendimi daralmış hissettiğim ilk şehir oldu. Her ne kadar hevesli olsam da ilk izlenimler oldukça normal harabe bir şehre benziyordu. Yapıların neredeyse tamamının uzunluğu aynı boylardaydı. Okuduğum kadarıyla Peşte kıyısındaki Parlamento binası ve St. Stephens Bazilikası bu şehirdeki en yüksek yapılarmış ve onlardan yüksek bina yapılmasına izin verilmiyormuş. Bu da budapeşteyi bir nebze estetik yapıyor.

Taksiye binip doğrudan otel'e gitmeye karar verdik. Taksileri biraz pahalı geldi. Otele gidene kadar etrafı inceledim ve budapeşte ile Viyana arasındaki karşılaştırmayı yaptım. Viyana lüks ve kusursuz Budapeşte ise yıpranmış fakat ayakta bir görüntüye sahipti. 

Budapeşte gelmeden önce en çok merak ettiğim ve araştırdığım yerlerdendi. Burası ile ilgili en önemli detaylar hep ikinci dünya savaşına ait. Çünkü burası ciddi bir yahudi nüfusu barındırmaktaymış ve hala bir kısım yahudi  azınlık olarak şehirde yaşamaya devam etmekte. 2. Dünya savaşında Macaristan'daki yahudilerin çok büyük bir bölümü Auschwitz toplama kampına gönderilmiş ve bu kampta katledilmişler. 

Zamanında 100 yıl kadar Osmanlı etkisinde kalmış olan bu şehir Bratislava, Viyana gibi Avrupa başkentlerine yakın olması nedeniyle turların vazgeçilmezleri arasında. E doğal olarak bizim de turumuzun duraklarından biri oldu. Sonraki yazılarımda budapeşte anılarımızı paylaşmaya devam edeceğim.

96

(0) Yorum

Yorumlar